Fethiye Salı Pazarı ve Kaybolan Zamanın Ardında
Fethiye Salı Pazarı’nın hangi mahallede olduğunu öğrenmek, her zaman beni biraz kaybolmuş gibi hissettirir. Bu soru bana, hayatımın belli dönemlerini ve en beklenmedik anlarını hatırlatır. Kaybolduğumda, ya da kaybolduğumu hissettiğimde, sanki Fethiye Salı Pazarı’nın o karmaşık ve renkli atmosferine doğru çekiliyormuşum gibi gelir. Burası, yaşadığım şehirle, hatta kendimle olan ilişkimi sorguladığım bir yer. Şimdi size, Fethiye Salı Pazarı’na, bir mahalleye ve zamanın nasıl geçip gittiğine dair bir hikâye anlatacağım. Biraz kaybolmuş, biraz bulmuş, biraz da hayal kırıklığına uğramış bir şekilde.
O Günün Sabahı: Kaybolmuş Bir Umut
Bazen, sabahları uyanmak zor olur. Birkaç hafta önceydi, Kayseri’nin serin sabahlarından biriydi. Çalışma hayatı, sorumluluklar ve sürekli gitmem gereken bir yere doğru kayıp gibi yol alırken, tüm günün ne getireceğini bilmeden uyanmıştım. O gün, Kayseri’nin merkezinden biraz uzaklaştım ve Fethiye Salı Pazarı’na gitmeye karar verdim. Çünkü Salı Pazarı, sadece bir pazar değil; onun içinde kaybolmak, geçmişi hatırlamak, bazen de hayatın ne kadar hızlı geçtiğini fark etmek için bir fırsattı.
Evet, pazar yerleri bana her zaman bir şeyler hatırlatır. Özellikle Fethiye Salı Pazarı. Taze sebzeler, meyveler, rengârenk elbiseler ve birbirinden farklı insan yüzleri… Bu pazarı ilk ziyaret ettiğimde, ne kadar basit görünse de içindeki her şeyin bir anlamı olduğunu fark ettim. Ama o gün, bir şey vardı. Fethiye Salı Pazarı’na gitme fikri, biraz daha kişisel ve daha anlamlıydı.
Salı Pazarı’na Gidiş: Karmaşanın İçinde Bir Yalnızlık
Fethiye Salı Pazarı’nın nerede olduğu sorusunun cevabını uzun bir süre bulamadım. “Fethiye Mahallesi’nde,” denildiğinde, aslında nereye gitmem gerektiğini anlamam biraz zaman aldı. İşte, bu da beni bambaşka bir düşünceye sürükledi: “Kendimi kaybediyorum, değil mi?” diye düşündüm. Bir noktada, pazarın o karmaşık sokaklarında dolaşırken, kaybolmuşluğum, aslında tam anlamıyla bir yer kayboluşu değil de, bir tür içsel kayboluştu.
Salı Pazarı’na giden yolu bulamamak, işte o an hissettiğim yalnızlıkla birleşti. Kayseri’nin sokaklarında, insanların sohbetleri, gülüşleri, taze meyve tezgâhları… Bütün bunlar bir arada ama bir şekilde ben tam olarak o sırada bulunduğum yerin parçası olamıyordum. İçim boşalmış, zihnim kararmıştı. Fethiye Mahallesi’ni bulduğumda, gözlerim, belki de bir tür sabah hayal kırıklığıyla biraz bulanık bakıyordu.
Ama Salı Pazarı’na adım attığımda, her şey değişti. O karmaşanın içinde bir parça huzur bulmak gibiydi. Pazar, kaybolmuş değil, aksine geçmişin izlerini taşıyan bir zaman yolculuğuna dönüştü. İnsanların sesleri, rengârenk sebze tezgâhları, tezgâhlar arasında gezinen çocuklar… Her biri ayrı bir anlam taşıyordu. Ama bir taraftan da, bir soru kafamda yankı yapıyordu: “Hangi mahalledeydim? Nereye geldim?”
Yüzleşme: Geçmişle Bir Konuşma
Bir tezgâhın önünde durdum. Taze kirazlar, kocaman domatesler ve sararmış soğanlar… Her biri bana, geçen yazları ve annemin mutfakta geçirdiği vakitleri hatırlattı. Fethiye Salı Pazarı, evden, geçmişten gelen bir ses gibiydi. Ama bir şey eksikti; o gün o kadar yalnızdım ki, pazarın içinde bana ait bir şeyler bulmak, bir süreliğine kaybolduğum her şeyin izini sürmek zor oldu.
O an, insanların arasındaki konuşmalara, gülüşmelere kulak verdim. Bazıları sadece pazarda alışveriş yapıyordu, bazıları ise birbirine eski bir hikâye anlatıyordu. Ben de onlara katılmak istedim, ama geçmişin yükü ve geleceğin belirsizliği beni hep geride tutuyordu. O an, Fethiye Salı Pazarı’nın gerçekten hangi mahallede olduğunu öğrenmek bile önemli değildi. Önemli olan, o anın içinde, o karmaşanın içinde, kendimi tekrar bulmaya çalışmamdı.
Bir kadın, yanımdan geçerken bana bakıp gülümsedi. Gülümsemesi, kaybolduğum o anın içindeki en samimi dokunuştu. Kimse beni tanımıyordu, ama bu tanımadığım insanın gülümsemesi, bir süreliğine kaybolmuş ruhumu biraz olsun sakinleştirdi. İşte o an, Salı Pazarı’na adım attığımda hissettiğim duyguyu tam olarak anlayabildim: Bir karmaşanın içindeki huzur. Bu pazarda zaman, sadece bir noktaydı. Hem geçmişe hem de geleceğe gidebileceğiniz bir anın yansımasıydı.
Fethiye Salı Pazarı: Kaybolmuş Zamanın Peşinde
Fethiye Salı Pazarı’nda kaybolduğumda, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark ettim. O günün sonunda, geri dönerken, mahalleyi bilmenin o kadar da önemli olmadığını fark ettim. Bu pazar, sadece bir pazar değil; insanların kaybolduğu, sonra tekrar bulduğu, eski anıların ve yenilerinin iç içe geçtiği bir yerdi. Zamanın durduğu, ama bir yandan da hızla aktığı bir yer.
Fethiye Salı Pazarı’nı, kaybolduğum ama aslında bulduğum bir yer olarak hatırlayacağım. O gün, mahalleyi öğrenmek, kaybolmak ya da bulmak değil, yalnızca anı yaşamak, bu karmaşada bir nebze de olsa huzur bulmaktı. Bu pazarın sokaklarında dolaşırken, insanın ne kadar çabuk kaybolabileceğini ama bir o kadar da kaybolduğu yeri tekrar bulabileceğini öğrendim.
Fethiye Mahallesi’ni bulduğumda, kaybolduğum yer değil, aslında bulduğum yerin anlamı vardı. Bazen kaybolmak, bir şeylerin yeniden ortaya çıkmasını sağlıyordu. Ve o gün, Salı Pazarı’nda kaybolarak, bir zamanlar kaybolan duyguları bulmuştum.